Ana Sayfa / Kültür / “O Bir Deryadır Geçilmez, Özay Gönlüm’ün Değeri Biçilmez”

“O Bir Deryadır Geçilmez, Özay Gönlüm’ün Değeri Biçilmez”


Merhaba sevgili Okustop okurları. Türk halk müziğinin değerli isimlerinden Özay Gönlüm hakkındaki yazımızla sizlerleyiz keyifli okumalar dileriz.

1940 yılında Erzincan’da doğan Özay Gönlüm aslen Denizli Tavaslıdır. 13 yaşında, Denizli Erkek Sanat Enstitüsü’ne başladıktan keman çalmaya başladı. Teatral yeteneği sayesinde okurken de birçok görev aldı ve sevilen bir öğrenci oldu.

İlerleyen yıllarda usta sanatçı ve Anadolu türküleri derleyicisi Muzaffer Sarısözen ile tanışması hayatının geri kalanını şekillendirmesinde büyük bir etken oldu. Özellikle Denizli ve Kütahya illerine bağlı köyleri gezerek 4000’den fazla eserin derlemesini yapıp müziğimize kazandırmıştır.

Ankara Radyosu’nda yayınlanan yurttan Sesler programıyla sanat hayatına giren Özay Gönlüm bir süre M.E.B bünyesinde çalıştıktan sonra yıllarca TRT’de çalıştı. Kültür Bakanlığı’na bağlı Halk Müziği Geliştirme Merkezi’nde repertuvar kurulu üyeliği de yaptı.

Birçok plak ve kasete imzasını atan Özay Gönlüm, özellikle “Ninenin Mektubu” serisiyle tanınmıştır. Bu seride de teatral yeteneğini konuşturan üstat, Ege insanının gülünç yönlerinden bahsettiği kadar hüzünlü yanını da ele almıştır. Ninenin Mektubu serisinde insanları güldürürken “ Sobalarında Kuru da Meşe Yanıyor” türküsüyle dinleyenlerin yüreğine bir ateş gibi düşmüştür. Bütün duyguları sanatıyla insanlara aktarabilme kabiliyeti de onu eşsiz kılmıştır.

Yaren ismini verdiği ve Türk halk müziğinde kullanılan bağlama, cura, tambura olmak üzere 3 çeşit sazdan oluşan enstrümanının bir benzeri daha yoktur. Bu enstrümanın ismi de yine bir radyo programında dinleyiciler arasında yapılan bir anketle belirlenmiştir. Bu isim öylesine benimsenmiştir ki 80’li yıllarda doğan çocuklara verilen en popüler isimlerden biri de Yaren’di. Özay Gönlüm, toplumda böylesine yer etmiş bir sanatçıydı

Sanat hayatı boyunca başta A.B.D, Avustralya, Çin, Hindistan olmak üzere 23 ülkede Yaren’iyle konserler vermiştir. 2000 yılının mart ayında 2 yıldır muzdarip olduğu akciğer rahatsızlığı sonucunda Ankara’da vefat etmiştir. Kabri Ankara Cebeci Mezarlığı’ndadır. Türküleri icra ederkenki tavrıyla neşeli ancak bir o kadar da duygusal bu gönül insanını gurbette dinlemek de “adamın aha ta şureciğine daş gibi oturu”. Ruhu şad olsun. Anısına saygıyla.

Görmelisiniz...

SENİNLE DOĞDUM AŞK

Yaşadığımız her duygunun, düşüncenin, davranışın  sorgulandığı şu dünyada gerçek olan tek hadisenin dile getiremediğimiz ya …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir